Türkiye genelinde inşaat sektöründe yaşanan hareketlilik, Temmuz-Eylül döneminde belirgin bir şekilde yavaşladı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan veriler, bu dönemde yapı ruhsatı verilen bina sayısının geçen yılın aynı dönemine göre ciddi bir düşüş yaşadığını ortaya koyuyor. Bu azalma, sektördeki yavaşlamanın bir göstergesi olarak değerlendirilirken, inşaat ve gayrimenkul sektörünün geleceğiyle ilgili bazı soru işaretlerini de beraberinde getirdi.
2023 yılının üçüncü çeyreğinde, yapı ruhsatı verilen bina sayısı yüzde 15 oranında azaldı. Uzmanlar, bu düşüşün çeşitli nedenlere bağlı olduğunu ifade ediyor. Özellikle artan inşaat maliyetleri, yükselen faiz oranları ve ekonomik belirsizlikler, yeni projelerin yavaşlamasına ve inşaat sektöründeki aktivitenin düşmesine yol açıyor. Aynı zamanda konut piyasasındaki talep düşüşü ve potansiyel alıcıların artan maliyetler nedeniyle yeni konut yatırımlarından çekinmesi de bu düşüşte etkili.
İnşaat sektöründe ruhsat sayısındaki bu azalma, özellikle küçük ve orta ölçekli inşaat firmalarını zor durumda bırakıyor. Yeni projelere başlama konusunda çekimser davranan müteahhitler, yüksek maliyetlerin ve ekonomik dalgalanmaların kendilerini risk altında bıraktığını belirtiyor. Sektördeki bu durgunluk, aynı zamanda inşaat malzemesi üreten yan sektörlerde de etkisini gösteriyor. Malzeme üreticileri ve tedarikçileri, azalan talep nedeniyle gelir kaybı yaşamaktan endişe duyuyor.
Bir inşaat firması yetkilisi olan Ahmet Yıldırım, "Yüksek faiz oranları, kredi bulmayı zorlaştırıyor ve bu da yeni projelere başlamamızın önünde büyük bir engel oluşturuyor. Ayrıca, artan inşaat malzemesi fiyatları ve döviz kurlarındaki dalgalanma, sektördeki belirsizliği daha da artırıyor. Bu koşullarda, küçük firmaların ayakta kalması oldukça zorlaştı," şeklinde açıklama yaparak sektörün durumunu özetledi.
Özellikle büyük şehirlerde görülen yapı ruhsatı azalışı, kentsel dönüşüm projelerinin yavaşlamasına da yol açıyor. Türkiye’de pek çok şehirde acil ihtiyaç olan kentsel dönüşüm çalışmaları bu belirsizlikler sebebiyle erteleniyor veya durma noktasına geliyor. Kentsel dönüşüm kapsamında yapılması planlanan yeni binaların inşa sürecindeki yavaşlama, uzun vadede deprem güvenliği açısından da risk yaratabilecek bir durum olarak değerlendiriliyor.
Ancak sektör temsilcileri, alınacak ekonomik teşvikler ve faiz indirimleri gibi politikalarla inşaat sektöründe yeniden bir canlanma yaşanabileceğini belirtiyor. Sektörün toparlanması, yalnızca konut ihtiyacının karşılanması açısından değil, aynı zamanda istihdam yaratılması ve ekonomik büyümenin desteklenmesi açısından da kritik öneme sahip.
Yapı ruhsatı verilen bina sayısındaki bu azalma, inşaat sektöründe bir duraklamanın işareti olarak yorumlanırken, tüm gözler önümüzdeki dönemlerde hükümetin alacağı önlemlere çevrilmiş durumda. Ekonomik belirsizliklerin azaltılması ve sektöre yönelik teşviklerin sağlanması, bu durgunluğu aşmanın anahtarı olabilir.